Enis’in o fotoğrafı bir seks filmi sahnesi gibi”

Gazeteci-Yazar Serdar Akinan, Marketing Türkiye dergisi Haber Müdürü Ferruh Altun’a çarpıcı açıklamalarda bulundu..

18 Eylül 2012 15:23 Okunma:

Yazdığı Başbakan Recep Tayyip bir yazının ardından “Bunları not ediyoruz” dediği ve bundan kısa bir süre Erdoğan’ın gazetesindeki yazılarına altı yazarla birlikte son sonra Akşam verilen Gazeteci-Yazar Serdar Akinan, Marketing Türkiye dergisi Haber Müdürü Ferruh Altun’a çarpıcı açıklamalarda bulundu… Gazetecilerin artık, “akan paradan, limitsiz kredi kartlarından” vazgeçmek istemeyen medya yöneticilerinin uyguladığı otosansüre karşı direncini yitirdiğini söyleyen Gazeteci – Yazar Serdar Akinan, buna örnek olarak Uludere olayını gösteriyor ve “Uludere olayı benim gözümde tüm haber kanallarının bittiği noktadır” diyor. Serdar Akinan, en sert eleştiriyi ise Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu için yapıyor. Enis Berberoğlu’nun Şemdinli dağlarında çektirdiği fotoğraflarla dikkat çekmeye çalıştığını söyleyen Akinan: “Enis’in o fotoğrafı bir seks filmi sahnesi gibi” diyor. İşte o söyleşiden satır başları…

 

 

Hükümetin baskısıyla işten çıkarıldığınız iddiası bir anda Twitter’da trend topic oldu… Bu iddia dogru mu?

Nuray Mert, Ruşen Çakır, Ece Temelkuran, Banu Güven, Uğur Dündar, Haluk Şahin… Son dönemde işten çıkarılan gazeteci listesi uzayıp gidiyor. Ben bu gazetecilerin doğrudan hükümet istedi diye işine son verildiğini sanmıyorum. Ancak benim medyaya eleştirim şu; medyada editoryal kadronun üstündeki yönetim kadrosu öyle bir hale geldi ki bir vaziyet okuması yapıp, hükümetin ne denli kudretli hale geldiğini görüp, içinde bulundukları grubun diğer ticari yatırımlarını da düşünerek medyalarına pozisyon aldırıyorlar. Bence vahim olan durum bu. Bu noktada editoryal kadro ile idari kadronun aldığı pozisyonlar çakışıyor. Buradaki en büyük sorun ise editoryal kadroların bu duruma direnmemesi. Ama tabi bu da çok insani çünkü sonunda istifa etmeye kadar varıyor iş. Yani bu kadar çok ismin arka arkaya susturulması, ekranlardan ve köşelerinden uzaklaştırılması tamamen medya içindeki patronla editoryal kadro arasında yöneticilik yapan, gazeteci olmayan, finans kökenli insanların kararı olduğu inancındayım.

 

Nasıl bu noktaya gelindi?

Özal’lı yılarla birlikte medya yöneticilerinin yaşam şartları değişmeye başladı. Bu grup refaha kavuştu ki ben de bunlardan biriyim. TV’de çalışmaya başladığımda maaşım dörde katlandı. Yönetici olduğumda ise yılda birkaç 100 bin dolarlar kazanmaya başladım. Peki, arazide canını tehlikeye atan muhabirden fazla şey mi yapıyorsunuz? Hayır! Yönetici kadro elde ettikleri karşısında birtakım şeylerden ödün vermeye başladı. Kimse akan paradan, makam arabasından, limitsiz kredi kartlarından vazgeçmek istemedi. Bu bir tercih meselesi.

 

Yeni kuşak gazeteci ve yöneticiler bu durumdan nasıl etkilendi?

Bu durum yeni gelen kadrolara da örnek oldu. Benim için çok kritik olan bir örnek vereyim: Uludere olayının olduğu gün ben haberi Twitter’dan öğrendim. Ardından daha önce çeşitli pozisyonlarda görev aldığım ve birçok arkadaşımın çalıştığı NTV, CNN Türk, SKYTÜRK ve Habertürk’ün yazı işlerini aradım. “Savaş uçakları insanlarımızı bombalamış ve onlarca sivil ölü var deniliyor. Haber doğru mu?” diye sordum. “Haber doğru. Hatta katır sırtlarında ceset görüntüleri gelmeye başladı” diyorlardı. “Peki, o halde neden yayınlamıyorsunuz?” dediğimde ise “Talimat var, devletin açıklamasını bekliyoruz” diyorlardı… Benim gözümde tüm haber kanallarının bittiği noktadır bu olay.

 

Kuşkusuz son dönemde gündemi en çok meşgul eden konu Kürt sorunu. Ardı ardına şehit haberleri geliyor. Sizce medya bu ortamda çözümden yana bir tavır alabiliyor mu?

Bu çok sorunlu bir konu. Medya sermayesinin yapısı ortada. Fakat bunun da dışında bir sorumsuzluk da var. Bu kötü medya yapısının içinde bile iyi şeyler yapılabilir. Hakkari’de PKK, “Ben burayı kontrol ediyorum” diyor ve yolları kesip karakolları basıyor. Bir gazeteci olarak yapmanız gereken oraya gidip neler olduğunu görmek. Ama oraya muhabir yollanmıyor.

 

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu gitti. Hatta Şemdinli dağlarına masa kurup kahvesini bile yudumladı…

Enis benim arkadaşım ama yaptığı gerçekten akıl alır gibi değil. Oysa Enis, Yüksekova Çetesi’nin kitabını yazan isimdir. Bu yaptığını hiç beklemiyordum. Aslında manşet o çektirdiği fotoğraf değildi. Manşet o söyleşide esnafın “Öyle deme, onlar bizim çocuklarımız” demesiydi.

 

Sizce Enis Berberoğlu Şemdinli dağlarında çektirdiği fotoğraf ne ifade ediyor?

Bence dikkat çekmeye çalıştı. Hatırlanacak olursa 1980’li yıllarda darbe sonrasında, siyasi baskılar sebebiyle Türk sinemasında porno film furyası başlamıştı. Bu dönemde birçok oyuncu sonradan hatırlamak istemediği porno filmlerde oynadı. Ben yapılan bu gazeteciliği seks filmi furyasına benzetiyorum. Enis’in o fotoğrafı bir seks filmi sahnesi gibi. Belki yıllar sonra o fotoğrafı hatırlamak istemeyecek. “Neden yaptın?” diye sorulduğunda “Siyasi baskı vardı, biz de o sebeple seks filminde oynadık” diyecektir.

BENZER HABERLER

Ekim Sanat oyuncuları sahnede döktürdü!

Ekim Sanat Oyuncuları, Anton Çehov’un 110. Ölüm yıldönümü anısına yeni oyunları “İstim Üzerinde İki Yaşam İki Ölüm” adlı eseri...

Bursa’daki lisede korkutan patlama!

Bursa`da bir lisede meydana gelen trafo patlaması sebebiyle eğitime bir gün ara verildi.

Bülent Arınç’tan çarpıcı Abdullah Öcalan çıkışı!

Bülent Arınç, "Abdullah Öcalan'ın bacak bacak üstüne atan sekreterlere ihtiyacı yok" dedi.

Fenerbahçe’den ada haberlerine yalanlama!

Fenerbahçe Kulübü, bugün birçok gazetede yer alan ’Fenerbahçe ada satın alıyor’ haberini yalanladı.

Kamuya 74 bin personel alınacak!

Maliye Bakanı, 2015'te 74 bin kamu personeli alınacağını açıkladı.

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Gezmiş ailesine taziye ziyareti

Deniz Gezmiş'in önceki gün (perşembe) vefat eden 94 yaşındaki annesi Mukaddes Gezmiş için taziye ziyaretinde bulundu.

Bedelli askerlik için tarih 27 Kasım!

Bedelli askerlik için kritik tarih 27 Kasım. Genelkurmay'ın konuyla ilgili görüşünü 27 Kasım’daki YAŞ toplantısında açıklayacağı iddia edildi.

Vatandaşa vergi müjdesi!

Maliye Bakanı, 2015 yılı için vergi oranlarında bir artış ya da yeni bir vergi öngörmediklerini belirtti.

Her üniversiteye bir cami!

"Türkiye'de 80'i aşkın üniversitede cami inşaatları sürüyor. 15'ini ibadete açtık, 50'sini de 2015'te açacağız"